Gökhan Kopuz / Kopuz Grup Yön. Kurulu Başkanı
Girişimci, yenilikçi ve her zaman başarı hedefleyen, hayatta tecrübe kazanmak için kesinlikle çalışmak gerektiğini her defasında dile getiren, ulaşım, inşaat, tekstil ve gıda sektörlerinde kendine yer edinmiş genç girişimci...
(532) 111 44 66
Küçük Çamlıca Mh. Filiz Sk. Korkmaz Apt. No:6 Daire 1

Blog.

Araç Değer Kaybı Hakkında Bilmeniz Gerekenler!

Bir trafik kazası yaşanması durumunda araçlar servise götürülerek gerekli bakım tamir işleri yapılır. Bu onarım sırasında aracın tüm sorunları giderilmiş olur. Ancak ilk bakıldığında bir sorun gözükmese bile araç artık kazalı olduğu için ikinci el araç statüsüne inmiştir. Aracın değeri bu durumda geçmişe göre daha düşük olacaktır. Hem araç sahibi hem de alıcılar artık o araca eski değerini vermeyeceklerdir. Yine bildiğiniz gibi ikinci el araç satışlarında en önemli kriterlerden birisi de aracın herhangi bir kazaya karışıp karışmadığı ya da üzerinde boya olup olmadığıdır. Bu durum aracın satılmasını zorlaşır ve piyasasının düşürdüğü için maddi değer kaybı yaşatır.Araç sahibinin yaptırmış olduğu aracın tüm masrafları şayet varsa kasko, sigorta koşuları çerçevesinde sigorta şirketi tarafından karşılanacaktır.

Peki yukarda bahsetmiş olduğumuz ve yaşanılan değer kaybı nasıl telafi edilir? Araç değer kaybını almak mümkün müdür?

Trafik kazası her sürücünün başına gelebilir. Bu yüzden bilinçli vatandaşlar araç sigortalarına önem vermektedirler ve kaskolarını yaptırmaktadırlar. Araç sahibinin yaptırmış olduğu kasko kapsamına içerisinde aracın bütün onarım işlemleri mutlaka dahil edilmiştir. Ancak kasko şirketlerinin birçoğu bu tamir ve bakım işlemleri sonucunda meydana gelen araç değer kaybını karşılamıyorlar. Çok düşük bir olasılık olsa da araç değer kaybını karşılayan sigorta şirketlerini bulabilirsiniz elbette.

Peki sigorta şirketi araç değer kaybını karşılamıyorsa, araç değer kaybı nasıl karşılanır?

Bu durumda geriye kazaya sebebiyet veren sürücüden, yani karşı taraftan bu değeri karşılama seçeneği kalıyor. Araç değer kaybını almak için karşı tarafa dava açmanız gerekmektedir. Tabi taraflar uzlaşması durumunda davaya gerek kalmadan da şahıslar bunu aralarında çözebilirler.

Araç değer kaybı davası hakkında bilgi sahibi olmak için yazımızı okumaya devam edebilirsiniz!

Araç Değer Kaybı Davası Nasıl ve Kime Açılır?

Kasko şirketleri araç değer kaybını karşılamadıkları için, araç değer kaybı davası karşı tarafa ( kazaya sebebiyet veren kişiye ) açılır. Bu davanın hukuki olarak dayanağı Borçlar Kanunu’nun 122. Maddesidir. Bu maddeye göre karşı taraf kazada bir kusuru bulunmadığını ispat etmelidir. Şayet ispat edemiyorsa araçta meydana gelen kaybı ödemesi gerekir.

Peki araç değer kaybı davası nasıl açılır?

Aracınızda meydana gelen hasarın miktarını talep edebileceğiniz gibi, aracın tamiri için gereken zararı ve araç hasarlı olduğu için uğradığı değer kaybını da karşı taraftan talep edebilirsiniz. Şayet araç kiralık ise ayrıca ulaşım giderlerini de karşı taraftan talep etmeniz mümkündür. “kaza günü itibariyle piyasadaki rayiç bedel 40 Bin TL olan davaya konu aracın kaza sonrası değeri 35 Bin TL’ye düşmüştür. Kaza tespit tutanağının ilgili sigorta şirketine ibraz edilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmaması sebebiyle, uğradığı değer kaybı ve sair hususların tazmini için eldeki araç değer kaybı davasının açılması talep edilir.

Zaman Aşımı!

Araç değer kaybı davalarında zaman aşımı süresi 2 yıl olarak belirlenmiştir. Bahsetmiş olduğumuz zaman aşımı süresi kaza tarihi itibaren başlamaktadır. Şayet son iki sene içerisinde herhangi bir kaza yapmışsanız araç değer kaybı davası açabilmektesiniz. Ancak bu süreyi aşan olaylar zaman aşımına uğrar.

Araç Değer Kaybı Nasıl Hesaplanır?

Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nce 23.09.2010 tarihinde yayınlanan sektör duyurusu ile araç değer kaybı tespitinin kara araçları branşında ruhsat sahibi sigorta ekspertsiz tarafından yapılabileceği belirtilmiştir. Yani araç değer kaybı hesaplaması ekspertizlerce yapılmaktadır. Araç değer kaybı hesaplaması için hasar geçmişi ve niteliği, kilometresi, marka ve model bilgisi, üretim yılı, trafiğe çıkış tarihi, Pazar değeri gibi faktörler esas alınmaktadır.

Mahkemeler öncelikle bilirkişi incelemesi talep etmektedirler. Araçlarda kaza sonrası değer düşüklüğü, araçtaki hasarın büyüklüğü, dolayısıyla yapılan onarımın büyüklüğü ve tamirat sırasında işçilik kalitesi ile doğru orantılı olarak değişmektedir. Sonuç olarak değer tespit ve tazminat davası açılabilmesi için karşı tarafın kazada kusurlu olması ve onarım yapılan kısımların kaza öncesi sağlam ve orijinal olması gerekmektedir. Çünkü daha önce örnek vermek gerekirse şasi bir onarım gördüyse bu durum aracın daha önce de kaza geçirdiğini gösterir. Yani araç daha önce değer kaybı yaşamıştır ve bu durumda ikinci bir değer kaybından söz edilemez. Bunun yanında farlar, silecekler, camlar, stoplar, tamponlar ve jantlar gibi onarım gerektirmeyen değişim isteyen parçalar için değer kaybı uygulanmamaktadır.

Yukarıda saymış olduğumuz koşullar bulunmaktaysa ilk olarak değer tespiti yaptırılır. Mahkeme daha sonra bilirkişi atayacak, bilirkişi ise hasarın ve onarımın boyutlarına bakarak araçtaki değer kaybını gösteren bir rapor sunacaktır. Arkasından da araçta bu duruma neden olan aleyhine tazminat davası yani araç değer kaybı davası açılır.

Araç değer kaybı ile alakalı vermiş olduğumuz tüm bu bilgilerin yanı sıra şu hususa da dikkat çekmek lazım.Çok karışık değilmiş gibi görünen bu prosedür ve işlemler içine girildiğinde özellikle Ülkemiz standartlarını da göz önüne aldığımız da sıkıntı veren bir sürece dönüşmemesi kaçınılmaz bir son olabiliyor.

Second Yönetim ve Danışmanlık Hizmetleri LTD.ŞTİ. Kurucu ve Yöneticisi Gökhan Kopuz olarak siz değerli okuyucularıma tavsiyem profesyonel şekilde bu hizmeti veren kurumlardan destek alarak ilerlemeniz. Bu şekilde hem zamandan kazanacaksınız hem de eksiksiz ve zahmetsiz süreci ilerletmiş olacaksınız.  

İstanbul’un Trafik Çilesi ve Çözümleri

Bir zamanlar “İstanbul” denince akla şehrin tarihsel dokusu, ve eşsiz boğaz manzarası gelirdi ve hatta gasp, hırsızlık vs gibi olumsuz bazı durumlar dahi öncelikli akla gelenlerdi.Fakat devir değişti. İstanbul un..

Filo Kiralama’ya talep artıyor

Operasyonel Kiralama veya daha yaygın deyimiyle “Filo Kiralama”, son yıllarda gittikçe artan bir hızla talep görüyor. Bir yandan birçok şirket artan bir ivme ile araç kiralarken, diğer yandan ülkemizde halen birçok kişi için yeni bir kavram olan filo kiralama işinin getireceği avantajları değerlendirme aşamasında olan ya da mantıklı bulmayanlar da azımsanamayacak bir bölümü oluşturuyor.

Kopuz Grup Yön. Kur. Başkanı Gökhan Kopuz’un haberine göre, filo kiralama yönteminin yarattığı finansal, psikolojik ve operasyonel avantajlarının, çok uluslu ve büyük yerel şirketlerin yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından da keşfedilmesiyle sektör her ölçekte müşteriye hitap etmeye başladı.

Araştırma sonucunda ulaşılan sektörün müşteri sayısı ve müşteri başına düşen araç sayısı verileri bu değişimi destekler nitelikte. 2015 yılının ilk çeyreği sonunda, sektörün müşteri sayısı 2014 yılının aynı dönemine göre %30,2 oranında artarak 35.830’a ulaştı.

2014 yılının ilk çeyreği sonunda sektörün müşteri başına düşen araç sayısı 7,0 iken 2015 yılının ilk çeyreği sonunda bu rakam 6,2’ye düştü. 2015 yılının ilk çeyreğinde yaklaşık %14,5 gibi büyüme gösteren filo kiralama sektörü otoparkındaki araç sayısını 236 bin 700 adete yükseltti. Firmalar 2015 yılının ilk 3 ayında yapmış olduğu yaklaşık 1 milyar 147 milyon TL’lik yeni araç yatırımı ile Türkiye operasyonel kiralama sektörünün aktif büyüklüğü 13,9 milyar TL’ye ulaştı. Genel anlamda paylaştığımız bu veriler, operayonel kiralama sektörünün gelişim potansiyeliyle Türkiye ekonomisinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.

Şirkete araç satın alınırsa ödediğiniz veya ödeyeceğiniz ücretle alakalı olarak vergi anlamında yapabilecekleriniz şöyle;

– Yıl içinde alınan araç için yıllık amortisman ayrılamaz. Alınan aydan, yılın sonuna kadar olan süreç için, aylık amortisman hesaplanarak, gider olarak yazılabiliyor.

– Araç için ödenen KDV’de ise indirim söz konusu olmuyor. Gelirlerin toplamında veya firma kazancının tespitinde gider ya da maliyet unsuru oluyor.

– Araç için MTV gider yazılamıyor, araç satıldığında, satıştan doğan kazanç içinde vergi çıkıyor. Ayrıca, düşük oranlarda da olsa (%1) KDV oluyor. Araç satın alımlarında en önemli unsurlardan biri, araç bedeli haricinde ödemiş olduğunuz KDV ve ÖTV yükünün firma üzerinde kalması. Özellikle KDV’nin indirim olarak yapılamaması ödenen KDV’yi firma üzerine maliyet külfeti olarak yüklemekte. Ayrıca satın alınan aracın yada araçların her türlü giderlerini, bakım onarım ve diğer risklerini de firma üzerine almakta.

ARAÇ KİRALANIRSA

– Firmadan toplu anlamda para çıkışı olmaması, finansal açıdan avantaj olarak öne çıkıyor.

– Araç kiralaması için ücret ödenen aylık faturalar doğrudan firma için gider olarak yazılabilmekte, böylece vergi avantajı sağlanmaktadır.

– Araç satın alındığında KDV’si indirim söz konusu yapılamamakta ancak araç kiralama faturalarındaki KDV indirim konusu yapılabilmektedir.

– Aracın kaza yapması, arızalanması, serviste kalması gibi durumlarda kiralama, şirketin yeni araç tahsis ederek zaman ve iş kaybını önlemekte.

– Ekstra avantaj olarak da kurumsal farklı araç kiralama şirketleri lastik değişimlerini ücretsiz yapmaktadır.

– Firmanıza ait araç için ödeyeceğiniz motorlu taşıtlar vergisi gider yazılamamakta. Araç kiralandığı takdirde ise bu tip giderler de kiralama ücretinin içinde hesaplandığından gider yazılabilmekte.

– Kiralama konusu araçların yağ değişimleri, motor arızaları, periyodik bakımları, akü değişimleri gibi her türlü bakım onarım hizmetleri kiralama şirketi tarafından yapılmakta.

– Kiralama dönemi sonunda araçlar yeni modelleriyle değiştirilebilir.

– Yıl içinde yapılan muayene, egzoz vergisi, araç pulu, zorunlu trafik sigortası, kasko gibi masraflar kiralama şirketi tarafından karşılanmaktadır.

– Araç için kullanılan akaryakıt faturaları da gider yazılabilir.

HANGİSİ AVANTAJLI

Firmanın kârlılığına ve vergisel durumuna göre araç satın alma veya kiralama avantajlı olabilir. Karşılaştırılmalardan da anlaşılacağı üzere satın alınan aracın gelir ve kurumlar vergisi açısından avantajı varken, KDV açısından hiçbir avantajı yok. Finansal ölçüde yukarıdaki açıklamaları baz alabilirsiniz.

PSİKOLOJİK VE YÖNETİMSEL FARKLILIKLAR

Yeni dünya düzeninde artık firmalar bulunduğu merkez, çalıştırdığı personel, yaptığı üretim kalitesi, finansal büyüklüğü haricinde kurum görünümü ile de tercih sebepleri arasına girebiliyor. Örneğin bir satış ekibi olan kurumsal bir firma satış personelinin kullandığı araç ile de gidelen müşteride iyi bir intiba bırakmak zorundadır. Sonuçta satış ilk intiba ile başlar. Bu nedenledir ki satış personellerinin ya da kurum tarafından tahsis edilen araca sahip olan personellerin özellikle firmayı temsil ettiği araçlar ile müşteri ziyaretlerinde firmanın vizyonuna uygun bir prezentabl giyimin yanında araca da sahip olması gerekir yani aracın bakımlı, kazasız, temiz vs. olması gibi. Yönetimsel durumlar da psikolojik faktörler ile paraleldir.

Araç filosunu kendi firmasının finansal bütçesi ile sağlayan firmalarda, araç filosunun yönetimini iyi yapamayan bir personel ya da personel grubu psikolojik anlamda da diğer rekabet içinde bulunan firmalardan 1-0 geride başlamasına sebep olabilir. Bu sebeple de yönetimsel anlamda eksikler firmaya finansal anlamda yük getirdiği gibi markalaşma anlamında da zarar verebilir.

Operasyonel kiralamanın aslında dünyada çok netleşmiş ve herkesçe bilinen güçlü faydalarının yanı sıra kiralamak yerine sahip olmanın da sizlere ve kurumlarınıza sağlayacağı faydaları paylaşmaya çalıştığımız bu yazımızın, mevcut ve potansiyel sektör müşterilerini bilgilendirdiğini umuyoruz.