Gökhan Kopuz / Kopuz Grup Yön. Kurulu Başkanı
Girişimci, yenilikçi ve her zaman başarı hedefleyen, hayatta tecrübe kazanmak için kesinlikle çalışmak gerektiğini her defasında dile getiren, ulaşım, inşaat, tekstil ve gıda sektörlerinde kendine yer edinmiş genç girişimci...
(532) 111 44 66
Küçük Çamlıca Mh. Filiz Sk. Korkmaz Apt. No:6 Daire 1

Blog.

Elektrikli Araç Teknolojisi

1903’te Henry Ford 11 yatırımcısı ile birlikte 28.000 dolar sermayeyle Ford Motor Company’i kurarak insanoğlunun motorlu araçlarla olan serüvenini başlatmış oldu.O tarihten bu yana sürekli evrilerek büyüyen bu sektör insanoğlunun ihtiyaç duyduğu bir teknolojik imkan olsa da aynı zamanda doğayı ve insan sağlığını tehdit eden bir unsur haline dönüştü.

Son zamanlarda elektrikli araçları trafikte görmeniz mümkün.Bu yazımı elektrikli araçlara ayırmayı uygun gördüm.Fakat öncelikle tarihçesini bilmek gerekir bu teknolojinin…

Otomobil üreticilerinin açıklama ve bilgilendirmelerine dikkat ettiyseniz 20 yıl içerisinde elektrikli arabalar, otomobil sektörünün en az yarısını etkileyeceği anlaşılıyor. Belki bir veya iki nesil sonra insanoğlunun benzinli ve dizel araçları hiç kullanmayacağını düşünüyorum.

Şunu belirtmek isterim ki elektrikli otomobil teknolojisi yeni değil! 18. yüzyıl ortasında kullanılmaya başlanan elektrik motorları ile birlikte ilk elektrikli araba üretilmiş. Sonrasında içten yanmalı motorun icadı ve yaşanan gelişmeler elektrikli arabaların sonunu hazırlamış. Çünkü içten yanmalı motorlar çok hızlı geliştirilirken elektrik motorlarında teknolojik imkanların ve de bilgi birikim açısında ulaşılan noktayı da göz önüne alınca istenilen verim elde edilememiş. Ayrıca maliyette içten yanmalı motorlar daha düşük olunca ve o dönemde petrol sıkıntısı olmadığından dolayı elektrikle şarj edilebilir arabalar yok olmuş. 19. yüzyılın ortalarına kadar…

Bu yüzyılda elektrikli araç satın almak zengin sınıfta hele ki bayanlar arasında statü gereğiydi.En önemli özelliği kurma kolunun olmaması idi.Sessiz, sarsıntısız ve rahatsız edici kokusu olmayan bu araçlar ulaşım için çok idealdi.Bu dönemde elektrikli araba satışlarının benzinli araba satışlarından daha da fazla olduğu bilinmektedir. 1920 sonrasında elektrikli arabalar yavaş fakat emin adımlarla piyasadan silinmiştir.

Günümüz teknolojisinin geldiği noktada elektrik enerjisi ile çalışan sistemlerle donatılmış araçların artık trafikte olduğunu görebiliyoruz. Geliştirilmiş üstün teknolojili piller sayesinde bir araç hiç şarj gereksinimi duymadan ortalama 1000 km yol alabilmektedir. Hatta bu araçlar için eski tarihlerde olduğu gibi dahili pil takmak yerine kiralama yöntemi ile yapılması düşünülmektedir.

Bu araçların en büyük avantajı ise gürültü ve çevre kirliliğine karşı konulabilecek bir önlem olmasıdır. Dezavantajı ise içten yanmalı araçlara göre çok pahalı ve pil şarj etme gibi sorunları vardır. Tabi ki de bu sorunlar yakın zamanda çözülebilir. Eğer bir elektrikli motora sahip bir makine görmüşseniz onların motor sesinin düşük olmuş olduğunu fark etmişsinizdir. Özellikle yüksüz çalışırsa neredeyse hiç rahatsız etmezler. Bundan dolayı elektrikli araçların motor gürültüsü daha az olacağı kesin. Ayrıca gürültü kirliliğini önemli ölçüde azaltabilir.Mevcut elektrikli arabalar üzerinde yapılan deneyler sonucu trafik kazlarında aracın yanma ve patlama gibi riskleri içten yanmalı motorlara göre daha düşük olduğu düşünülmektedir. Ayrıca şuana kadar trafiğe çıkmış araçlar içinde patlama yada yanma gibi bir kazaya rastlanmamıştır. Elektrikli araçların bakım masrafının içten yanmalı motorlara göre çok daha düşük olacağı düşünülüyor. Çünkü petrol türevi ile çalışan araçların motorlarının çalışıp hareket edebilmesi için pek çok parçaya ihtiyaç duyarken elektrikli araçların pil ve motor arasında çok fazla bir ek elemana ihtiyaç duyulmaz. Ayrıca fren sistemlerinin disk frenleme yönteminden farklı olduğundan daha uzun ömürlü olduğu bilinenler arasındadır.

Fakat en büyük merak konusu ise bu araçlar ne kadar çevreyi ve havayı koruyabilecek. Çünkü bilindiği üzere elektrik üretiminin oldukça büyük bir bölümü petrol,nükleer gibi çevreye zarar veren yöntemler ile elde ediliyor. Bu durumda elektrik sarfiyatı artacağı kuşkusuz ve bu fazla talep karşılanırken çevreye verilecek zarar içten yanmalı motorların verdiği zarardan daha az olması gerekir.

Saygılarımla…

Trafik Cezaları ve İtiraz Hakkı

Son yıllarda sürücülerin ve yayaların can ve mal güvenliğinin artırılması maksadıyla trafik cezalarına yüksek oranda zamlar yapıldı.Caydırıcı olması maksadıyla her geçen sene bu oranlar güncellenerek arttırılıyor. Sadece trafik cezalarına zam yapılmıyor ayrıca trafik denetlemeleri de attırılarak yaptırımlar uygulanmaya çalışılıyor.Özellikle uzun yollarda neredeyse bütün yollara sabit ve mobil trafik radarları yerleştirildi. Bunların yanında yolların yerleşim merkezlerine yakın bölümlerinde mobil radar ekipleri günün büyük bölümü kontrol maksatlı görev yapmaya başladı. Trafik kurallarına uymayan sürücüler, trafik kontrolünden bir şekilde kurtulsalar da daha sonra kendilerine gönderilen ceza makbuzları ile yüzlerce TL ceza ödemekten kurtulamıyorlar.

Trafik cezalarının caydırıcılığı ve tavizsiz uygulanmasının yanında adaletli ve ihlale uygun kesilip kesilmediği de önemlidir. Kimi zaman yanlış uygulanan yaptırımlar, kimi zaman kesilmemesi gerektiği halde kesilen cezalar, kimi zamanda süre aşımı gözetmeksizin sürücülere gecikme faizi ile cezalar tebliğ edildiğini görüyor ve duyuyoruz.Kopuz Filo Yöneticisi olarak bu duruma ile en çok karşınlardan olduğumu söyleyebilirim.Trafik denetleme ve yaptırımlarının uygulanabilirliği refah ve güvenliğimiz için kaçınılmazdır fakat gerekli durumlarda itirazı da vatandaşlarımızın en temel hakkıdır.

Bu yazımda siz değerli okuyucularıma trafik cezalarına itiraz konusunu paylaşmak istiyorum.

Hukuk kurallarının değer gördüğü devletlerde kamunun vatandaşına uygulamış olduğu yaptırım ve cezalara vatandaşların itiraz edebilme hakkı vardır.Trafik cezalarına itirazda bu durumun bir parçasıdır.Plakanıza ve dolayısıyla size yazılmış herhangi bir ceza uygulaması her zaman haklı nedenlere dayanmıyor olabilir.Hatalı olarak kesildiğini düşündüğünüz trafik cezasına yapacağınız itiraz ceza uygulamasını ortadan kaldıracağı gibi cezaya muhatap olan araç ve sürücülerin cezayı ödemeleri de istenebilir.

Öncelikle plakanıza veya gıyabınızda kesilen trafik cezasının 10 iş günü içinde tebliğ işlemi yapılmış olmalıdır.Eğer idari pazara cezası karar tutanağı yüzünüze karşı tebliğ edilmişse yazıldığı tarihten itibaren, gıyabınıza yani plakanıza yazılan cezalarda ise tutanağın tarafınıza tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içerisinde itiraz edebilirsiniz. Bu süre içerisinde itiraz etmediğiniz taktirde karar kesinleşeceğini ve ödemek zorunda olduğunuzu unutmamalısınız.

Ceza tutanağı elinize ulaştı ve itiraz hakkınız olan yasal süreyi aşmadıysanız aşağıda sıralamış olduğum evraklar ile trafik cezaları dosyaları konusunda ilgili mahkemeye başvurmanız yeterlidir.

  • Dava Dilekçesi
  • Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı Fotokopisi
  • Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağı Tebligatı Fotokopisi
  • Ruhsat Fotokopisi
  • Kimlik ve Ehliyet Fotokopisi

Evraklarınızı ilgili mahkemeye teslim etmenizin ardından mahkeme evraklarınızı, itiraz gerekçenizi ve sebeplerini inceleyerek bir karar verecek. Bu arada itiraz ettiğiniz idari para cezası ile alakalı ödeme yapmanıza gerek yok. Mahkemenin dosya yoğunluğuna göre karar süreci uzayabiliyor.

Buraya kadar paylaştıklarım haksız yere trafik cezaları ile karşı karşıya kalmış vatandaşlarımız için yol gösterici olacağını umuyorum.Fakat şu hususunda belirtmeden yazımı tamamlamak doğru olmaz.Eğer gerçekten haksız bir trafik cezası olduğunu düşünüyorsanız ve bu düşüncenizi destekleyen gerekçeleriniz var ise başvuru yapmanızdır.Aksi takdir de yapacağınız başvuru sadece ve sadece adalet sistemini yavaşlatan ve yoğunluğunu arttıran bir dosyadan öteye gitmeyecektir.Bu durumu göz ardı etmeden hareket etmek de en tabii vatandaşlık görevidir.

 

Saygılarımla

Kopuz Grup Yön. Kur. Başkanı

Gökhan Kopuz

Zorunlu Kış Lastiği Uygulaması Başlıyor…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Aralık tarihi itibarı ile ülkemizde sıcaklık 7 derecenin altına düşecek. Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere kara kış ülkemize, resmi olarak 1 aralıkta giriş yapacak. Dolayısıyla tedbir amaçlı uygulamalarda 1 aralık olarak belirlendi.

Bu yazımda global anlamda kış lastiği uygulamasına yer vermeyi uygun gördüm fakat öncelikle kış lastiklerinin özelliklerini bilmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Bildiğimiz gibi yağmur, buzlanma, kar gibi kaygan koşullarda lastikler, fren gücünü zemine uygulamada çok önemlidir. Kış aylarında kullanacağımız lastiği seçerken bu özellik önceliğimiz olmalıdır. Kış lastikleri silika teknolojisi sayesinde lastiğin tutunma özelliği en üst seviyeye çıkarılmakta. Bu teknolojinin uygulamada oranı arttıkça ıslak zemin ıslak ve kaygan zeminde yol tutuşu artar ve aşınma, yuvarlanma direnci azalır. Normal lastiklerde hava koşulları 7 derece civarına düştüğünde sertleşmekte ve dolayısıyla yola tutunamamaktadır. Kış lastiklerinin tutunma ve kavrama özelliği sadece karda veya buzlanmada değil 7 derece nin altına indiğinde devreye giriyor. Kış lastikleri standart lastiklerin aksine yuvarlanmaya başladığında daha çabuk ısınır ve havanın soğumasına rağmen yapısı büzüşmediği için daha gergin durur bu nedenle desen aralığı sabit kalır ve tutunma kolaylaşır. Dişli desen yapısının bozulmaması yol çekişini de arttırır. Kış lastiklerinde diş derinliği standart lastiklere göre daha derindir ve böylece erimiş karda ve çamurda daha iyi çekiş sağlar. Lastiğin taban desenindeki kılcal çizikler de tutunmayı kolaylaştırır. Son zamanlarda sıkça kullanılan silisyum minerali ile düşük sıcaklıklarda lastik kauçuğunun yumuşaklığını arttırarak normal şartlardaki tutunma sağlanmaktadır.

Güvenilir bir yolculuk için kış lastiğini ihmal etmemek çok önemli ancak kullanıcıların sıklıkla yaptığı bir hata da kış lastiklerinin yaz döneminde de kullanılması. Bu durumun artan yakıt tüketimini, seyir halinde gürültüyü, hızlı aşınma gibi sorunları da beraberinde getireceği unutulmamalı.

Değinmek istediğim bir önemli hususta kış şartlarının yoğun ve zorlu geçtiği Avrupa ülkelerinde kış lastiği uygulamalarının nasıl yapıldığı hususudur. Avrupa ülkelerinde kış lastiği uygulamaları bölgenin mevsim şartlarına ve bölgenin özelliklerine göre değişiklik gösteriyor.

Finlandiya, Norveç, Litvanya ve İsveç gibi ülkelerde Kasım- Mart ayları arası diyebileceğimiz bir süreçte kış lastiği kullanımı yasal olarak zorunlu hale getirilmiş. Kullanılması gereken lastiklerin derinlikleri 3 ile 4 mm arasında belirlenmiş. Üstelik bu kurallar yabancı araçlar için ve hatta kiralık araçlar içinde geçerli olacak şekilde düzenlenmiş.

Bazı Avrupa ülkelerinde ise kış lastikleri yalnızca hava şartları gerektirdiğinde zorunlu. Avusturya’da yollar kar veya buz kaplandığında 4 ya da 5 mm’lik kış lastikleri takılması gerekiyor veya alternatif olarak yol durumuna göre yaz lastikleri de zincirle kullanılabiliyor ve bu durumda hız sınırları var.

Almanya’da 2010 yılında kış koşulları için yeni düzenleme yapıldı. Kar ve buz olması durumunda kış lastikleri hem otomobiller için hem de motorlar için zorunlu. Fakat eğer kış yumuşak geçiyorsa yaz lastikleri kullanılabiliyor. Almanya’nın mühendislik harikası otoyollarına zarar verdiği için çivili lastiklere izin verilmiyor.İtalya ve Fransa’da kış lastikleri genel olarak zorunlu değil fakat yolda özel olarak bir tabela ile belirtilmişse kullanmak zorundasınız. İspanya’da da kış lastikleri zorunlu değil, sadece dağlık bölgelerde veya özellikle tabela ile belirtilen yollarda zorunlu ve çivili lastikler kış lastiği olarak kabul görüyor.

ABD ise kış koşullarında sürüş kuralları 2009 yılında yeniden düzenleme yapıldı. Ülkede kış lastikleri zorunlu değil ve bir yaptırım yok, ama isteyen sürücüler kendi güvenliği için tercih edebiliyor. Yetkili kurum, lastikleri satın alma ve belirli dönemlerde kullanmak için saklama maliyetlerinin, potansiyel fayda ile dengelenmesi gerektiğini ve ülkenin bazı bölgelerinde kış lastiği kullanmayı gerektirecek şartların nadiren oluştuğunu belirtmiş.

Bahsetmiş olduğumuz ülkelerin genelinde kış lastiğinin gerekliliği konusunda kararın sürücüye bırakıldığı, kış şartları ve yaşanılan bölge özellikleri doğrultusunda yönlendirmeler yapıldığı dikkatimizi çekiyor. Bunu değerlendirmek ve Ülkemizde ki uygulama ile kıyaslama yapmak konuyu sizde takdir edersiniz ki çok farklı noktalara taşıyacaktır. O yüzden genel değerlendirmeyi siz değerli okuyucularıma bırakıyorum…

 

Saygılarımla

Kopuz Grup Yön. Kur. Başkanı

GÖKHAN KOPUZ