Gökhan Kopuz / Kopuz Grup Yön. Kurulu Başkanı
Girişimci, yenilikçi ve her zaman başarı hedefleyen, hayatta tecrübe kazanmak için kesinlikle çalışmak gerektiğini her defasında dile getiren, ulaşım, inşaat, tekstil ve gıda sektörlerinde kendine yer edinmiş genç girişimci...
(532) 111 44 66
Küçük Çamlıca Mh. Filiz Sk. Korkmaz Apt. No:6 Daire 1

Blog.

Bayram’da Trafiğe Dikkat!

Sevinç, heyecan ve mutluluk duyulan günlerin başında gelen küslerin barıştığı, sevenlerin kavuştuğu bayramlar diğer yandan da sevdiklerimize doğru bir yolculuk anlamına geliyor.Bir an evvel gidilecek yere varmak için yola çıkmış insanlar yorgun, argın, dikkatsiz ve kuralsız araç kullanarak trafik kazalarına neden oluyor. Bu güzel ve anlamlı günlerde gözyaşı ve acı yaşanmaması için trafik kurallarına uygun hareket edilmesi gerekiyor. Türkiye’de 11 aileden biri Trafik mağduru ve dileğimiz bu bayram tatilinde yeni mağdurların olmaması…

Bayram tatilinde yollarda olacaklara daha sağlıklı yolculuk için tavsiyeler:

Lütfen Yorgun ve uykusuz yola çıkmayın.

Mutlaka mola vererek yolculuğunuzu tamamlayın. 15 dakika erken gitmek için kendi canınızı ve başkalarının canını tehlikeye atmayın.

Mümkünse trafiğin az olduğu saatlerde yolculuğa çıkın.

Yola çıkmadan aracınızın bakımını mutlaka yaptırın, kurallara uyun, kurallar hepimiz için ve sakın bana bir şey olmaz demeyin.

Hızınızı kontrol edemeyecek dereceye getirmeyin, hızın neden olduğu çarpışma oranı %13 olsa bile, çarpışma anında hızın yüksek olması nedeniyle ölüm ve yaralanmaların oranı çok daha yüksektir.  Hızı %5 azaltmak, %30 yaşam şansını artırır.

Yola çıkarken mutlaka emniyet kemerinizi takın, emniyet kemeri takmak %40-65 oranında yaşama bağlar.   Motosiklet ile seyahat ediyorsanız kaskınızı takın, motor kullanırken kask takmak %40 ölümcül yaralanmaları engeller.

Cep telefonunuzu araç kullanırken kullanmayın,  araç kullanırken cep telefonu kullanmak basit bir aramada %20, detaylı görüşmede ise  %500 oranında dikkatinizin dağılmasına sebep olur.
İyi Bayramlar, Saygılar

İnsan Kaynakları

Bilgi çağı, ekonomik düzen, globalleşme; ünü ne olursa olsun, günümüz iş hayatını biraz dikkatli incelediğinizde, şirketlerin; şirket sermayeleri, müşteri portföyleri, stratejik iş ortaklıkları, marka değerleri, yaygın hizmet ağları, teknoloji buluşları benzeri sermaye değerlerinin yanı sıra artık hepsinden çok farkında oldukları ve sahip çıktıkları bir değerleri daha var.

Elemanları: İnsan Kaynakları…

Rekabette ayırt edici özelliğin ilk başlarda üründe, daha sonraları pazarlamada, dağıtım kanallarında ve fiyatlarda şekillendiği dönemlerden sonra varılan en son nokta, insandır. Aynı ürünleri artık herkes üretmekte, benzer mecralarda pazarlamakta, fiyatlar birbirine gittikçe yaklaşmaktadır. İşletmeleri birbirinden farklı kılan, rekabette bir adım öne çıkaran öne çıkaran en temel unsur günümüzde insan kaynaklarıdır. Bu değerin farkına varılmasını sağlayan etkenlerden bir tanesi rekabette bugün gelinen nokta ise, geç farkındalığın sebeplerinden en önemlisi; şirket içerisinde bu en önemli sermaye katmanının, insanın muhasebesini yapmanın, şirketin nakdi ve gayri nakdi varlıklarına, ürünlerine, gelirlerine, üretimine yönelik bir maliyeti hesaplamak veya bir yatırımın geriye dönüşünün muhasebesini yapmak kadar kolay olmaması, kolay göz ardı edilebilmesidir. İşin kolay tarafında bir elemanın şirkete maliyeti hemen hesaplanıp, gözlenebilir. Ücretleri, primleri, sağlanan sosyal hakların nakdi, parasal değerlerini; eğitim, seyahat ve benzeri harcamaları alt alta yazıp toplayabilir ve bu toplama göre her bir iş birimine yönelik insan kaynakları bütçemizi ve ya maliyetimizi hesaplayıp, görme imkânı bulabiliriz.

İşin hemen herkes tarafından görülemeyen, basitçe anlaşılıp ölçülemeyen zor yanı, elemanların şirkete maliyetlerinden ziyade kuruma ne değerler kattıklarına yönelik bir analize odaklanılmasıdır. Şirketi oluşturan, iş sonuçlarını üreten insanın, yetkinliklerinin ölçülmesi, bu manada değerinin hesaplanması ve gözetilmesi uzun süreçler ve alanında uzmanlıklar gerektirmektedir. İnsan Kaynaklarının çağdaş işlevine doğru yolculuğu da bu noktada başlamaktadır.

Başarıyı hedefleyen ve ölçümlenir hale getiren performans yönetimi sistemlerinden, performans odaklı değişken ücretlendirme ve prim sistemlerine; şirket içi kritik uzmanlıklar ve yetkinliklerin tanımlanmasından korunmasına değin tüm insan kaynakları süreçleri aslında şirket içinde iş değerlerini üreten yetkin insan değerlerinin gücünü ortaya çıkarmaya, arttırmaya, ödüllendirmeye ve bu kaynaklara yönelik kayıpları, işten ayrılmaları asgari seviyede tutmaya odaklanıyor.

İnsana gider gözüyle bakan ve bu gözle muhasebe departmanlarının içinde yer alan ve sadece bordrolama ve özlük haklarını yöneten personel müdürlüklerinden, insana kurumun en değerli varlığı olarak bakan, bu bakış açısıyla şirketin yönetiminde söz sahibi olan insan kaynakları yönetimine geçiş kolay olmuyor. Bu açıdan bakıldığında insan kaynakları profesyonellerinin işi zor, ancak çok daha anlamlıdır. Sağlıklı bir şirket için insan kaynaklarının bu boyutta işlev yüklendiği kurumlarda insan kaynakları, şirketin röntgeninin çekildiği yerdir. O röntgene bakarak tanının yapılmasında, kasların kuvvetlendirilmesinde, bağışıklığın sağlanmasında lider rolü üstlenmesi gereken de insan kaynakları departmanlarıdır. Aslında bu bakış açısı sadece insan kaynakları profesyonellerine değil şirketin bütününe ait olmalı ve tümüyle sahiplenilmelidir.

Bu anlayışın bir ileri aşaması: İnsanın, elemanın, bizzat kendi gücünün, değerinin farkında olması, kendi kariyer gelişimine ve performans yönetimine en başta kendisinin sahip çıkması, kariyerini bilinçli ve planlı bir biçimde geliştirmesi ve zenginleştirmeye çalışması boyutunda gerçekleşmektedir. İşe yalnızca zamanını veren ve yalnızca yüreğinin yarısı ile çalışan elemanlara artık yer yok. Aynayı buğulandırabildikleri ya da araziye uyabildikleri için işlerini muhafaza edebilen insanlarında günü artık geçti. Bugünün dünyasında kariyer başarısı, işe gönlünü verenlere ait. Yüreği ile çalışanlara… Kendilerini işlerine adayanlara… ve değişim işlerini yeniden şekillendirdiğinde bu yeni duruma gönül verenlere !

Bilginin gücün yerini almasıyla çalışma hayatı patron-eleman ikileminden kurum-eleman ilişkisine, ast-üst ilişkilerinden uzman yapılanmasına taşınmakta, insan kaynaklarına verilen önem bu sebeple gittikçe artmaktadır. Adını ne koyarsak koyalım, yoğun rekabete maruz, sürekli değişime açık günümüz iş hayatı dinamiklerinde, artık akıllı şirketlerde; ne kadar esnek yapı o kadar kurumsal çeviklik, ne kadar az müdür o kadar çok verimlilik; ne kadar çok kalifiye eleman, o kadar az hata hesapları yapılmaktadır.

Saygılarımla…

 

Kopuzlar Vakfı Açıklaması

vakıf-300x282

Zaman; hızlı, pratik, adil ,güçlü birlik ve bütün olma zamanıdır.Tarih boyunca milletimiz, kurduğu imparatorluklarla, zammına damgasına vurmakla kalmayıp, bir güven topluluğu oluşturmayı hep başarmıştır.Kurulan bu yönetimler ve toplum, hariciler tarafından türlü entrikalarla, temel olan değerlerden uzaklaştırılıp, icra gücünün ve bunun sağladığı güven ortamının bozulmasına sebep olmakla kalmayıp, tüm coğrafyamıza ve içinde barındırdığı toplumlara ağır bedellere mal olmuştur.Bugünde dün olduğu gibi, coğrafyamızda ısrarla devam ettirilen karmaşayı, ülkemiz bölünmez bütünlüğü ve kardeşliğine yönelik her türlü entrika ve saldırıyı nefretle kınıyoruz.Ülkemize yönelik bu oyunların oynanmasına zemin hazırlayan sebeplerden biri olduğunu düşündüğümüz, çoğu maddeleri ithal,yasa,kanun ve tüzüklerle donatılmış, çok başlı parlamenter sistemimizin de artık sorgulanması gerektiğine inanıyoruz.Bu ithal yasa ve kanunların, tüzüklerin ülkemizin önünü tıkadığı, ilerlemememize engel olduğu düşüncesinden yola çıkarak, bir an evvel zannımıza uygun değişim ve dönüşüm çalışmalarının yapılması gerekliliğini vurgulamak istiyoruz.Artık din, dil, ırk, mezhep farklılığı gözetmeksizin, yönetimsel sorunları çözecek, iyileştirip hayata geçirecek, bize özgü katılımcılığı sağlayacak, coğrafyamıza, kültürümüze, yapımıza, törelerimize uygun güçlü bir siyasi ve sosyal yönetim yapısının yerleşmesinin zamanı geldiğini düşünüyoruz.İstiklal şairimiz, merhum Mehmet Akif Ersoy’un, İstiklal Marşımızda dizelediği ‘doğacaktır sana vaat ettiğin günler hakkın, kim bilir belki yarın belki yarından da yakın’ mısralarında ki günlerin,bu necip milletin hakkı olduğuna inanıyoruz.
Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün belirttiği muasır medeniyetler düzeyine hızla ulaşmak için bu çok başlı hale gelen yönetim biçiminde ve ara dönemlerden bir an evvel çıkıp, tek başlı vücut misali, tek başlı yönetime geçmemiz elzemdir. Ülkemizin mevcut yönetimsel birikimi ve geçmişten kopmadan, katılacağı bu sürecin, bize sınıf atlatacak bir sistemi getireceğine ve böylece çok daha güçlenerek geleceğe yürüyeceğimize inancımız tamdır. Bu tek başlı güçlü ve başarılı olan sisteme en uygun örneklerden biri olarak Osmanlı Devletini gösterebiliriz. Girişimciliği, atılımcılığı, yenilikçiliği ve cesareti ile örnek devlet adamlarından birisi olan merhum Turgut Özal’ın ‘A.B.D, Osmanlıyı örnek alarak, süper güç olmuştur’ sözleri de buna en güzel örnek değil midir? Çok kritik dönüm noktasında olduğumuz bu günler de, halkımızın büyük çoğunluğunun desteğine mazhar olan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve kurucusu olduğu AK Parti’nin bu husustaki çalışmalarına şahidiz. Meclis başkanımız Sn. İsmail Kahraman ve Başbakanımız Sn. Ahmet Davutoğlu’nu ve onlara destek verenleri de yakinen izliyoruz. Siyasi ve sosyal yapımıza uygun tek başlı icra ve güçlü bir devlet kurma çalışmalarına destek veren, bu kutlu yolda ilerleme irade ve azmini gösteren herkesi, bir sivil toplum kuruluşu olarak tebrik ediyoruz. Yüce Allah’tan da yar ve yardımcı olmasını diliyoruz.
Misyon olarak, insana, İslamiyet’e, ülkesine, sülalesin ve ailesine hizmet etmek amacıyla kurulup, yola çıkan vakfımızın, insanlığa ve insanlığı en üst düzeyde tutan değerlere, ulaşmak adına Hz. İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca misali’ bir düşünce ve duyguyla üzerimize düşen bu yoldaki her türlü sorumluluk ve vakfı görevleri, dün olduğu bugün ve yarınlarda da yerine getireceğimizin bilinmesini ister, tüm halkımıza saygı ve sevgilerimizi sunarız.