Gökhan Kopuz / Kopuz Grup Yön. Kurulu Başkanı
Girişimci, yenilikçi ve her zaman başarı hedefleyen, hayatta tecrübe kazanmak için kesinlikle çalışmak gerektiğini her defasında dile getiren, ulaşım, inşaat, tekstil ve gıda sektörlerinde kendine yer edinmiş genç girişimci...
(532) 111 44 66
Küçük Çamlıca Mh. Filiz Sk. Korkmaz Apt. No:6 Daire 1

Blog.

Sağlık Turizmi

Sağlık turizmi önceleri çok farklı bir anlamda kullanılmakta idi. Bunun en güzel örneğini ekşi sözlükte görebilirsiniz. Sözlükte “sağlık turizmi” diye arattığınızda ilk entryde şunlar yazmakta. “İnegöl oylat kaplıcaları. Çok güzel bir yer, sessizlik isteyenler, sağlık isteyenler için dağların arasında saklı kalmış cennet adeta. Yıl 2008 o zamanlar sağlık turizmi denildiğinde akla ilk olarak kaplıcalar gelmekte idi. Yorgun ve ihtiyar bedenlerin dinlendirildiği, romatizmal ve cilt hastalıkların tedavi edildiği kaplıcalardan günümüzdeki anlamına mazi koridorlarındaki kısa yolculuğumuzun ardından günümüzdeki anlamıyla sağlık turizmini gelin birlikte inceleyelim.

Turizm, ülkelerin ciddi gelir kaynakları olarak görülmektedir. Günümüze gelene kadar turizm seyahatlerinin ana maksatları ülkelerin güzide yerlerini görmek, yeni yerler, yeni insanlar keşfetmek, sahillerden denizin ve kumsalın tadını çıkarmak gibi görülürken günümüzde turizm bambaşka bir boyut almıştır. İnanç turizmi, gençlik turizmi, kış turizmi vs. derken şimdi de sağlık turizmi gelişme gösteren ve ciddi atak halinde olan bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır. En yalın haliyle sağlık turizmi, tedavi maksadıyla yapılan seyahatlerdir.

Pasta Çok Büyük

Sektörde pasta çok büyük, fakat asıl olan bizim bu pastadan aldığımız dilim ne kadar? Sağlık turizmi gerek gelişmekte olan ve gerekse gelişmiş ülkelerde yeni bir pazar oluşturduğundan büyük önem taşımaktadır. Coğrafi olarak bulunduğumuz konum; hem Ortadoğu hem de Avrupa arasında oluşumuz, batıya entegre olan Müslüman bir ülke oluşumuz, hem Avrupa’ya hem de Ortadoğu’ya hizmet vermemize imkan sağlamaktadır.

Avantajlarımız:

  • Hastanelerin alt-yapıları ve donanımlarının yüksek kalitede olması,
  • Hekimlerin eğitim ve deneyim düzeyinin batı ülkeleri standartlarında olması,
  • Uluslararası JCI Akredite Kuruluşuna üye 39 hastane ile dünyada 2. Sırada olması,
  • Fiyatların avantajlı olması,
  • Coğrafi konum ve geleneksel turizm çekicilikleri ve iklim koşullarına sahip olması,
  • Yabancı dil bilen personel imkanı,
  • Türkiye’nin sağlık turizmi kapsamında kaplıca, iklim, mağara, deniz, şifalı bitki ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin en iyi uygulanabileceği zengin bir potansiyele sahip olması,
  • Türkiye’nin termal kaynakların zenginliği açısından Avrupa’da birinci ve dünyada yedinci sırada olması

Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ülkemiz için sağlık turizmi çok önem kaydediyor. Milli gelire olan katkı, döviz girdileri ve sağlık turizmi paralelinde ortaya çıkacak yeni iş kollarını düşündüğümüzde bunu daha iyi idrak edebiliyoruz.

 

 

Hedef Kitle Kimler

Yukarıda da belirttiğimiz gibi ülkemizin jeopolitik konumu sebebiyle bulunduğu coğrafi konumlar çok değerli. Biz bunu fırsata çevirdiğimizde sağlık turizminde dünyada en iyiler arasında olmamıza hiçbir  bir engel bulunmuyor. Peki sağlık turizminde hedeflediğimiz kitle kimlerden oluşuyor.

  • Avrupalılar,
  • Avrupa’da ve diğer dünya ülkelerinde yaşan vatandaşlarımız,
  • Avrupa’da yaşan Müslümanlar ( Pakistan, Irak vs.)
  • Ortadoğu’da yaşayan Müslümanlar

Avrupadaki aynı kaliteyi, aynı teknolojiyi hatta daha iyisini yarı fiyatına sunmamız bizi avantajlı kılıyor yapılması gereken tek şey bu tür organizasyonların arttırılması ve bu alana yatırım yapılması.

 

Verilecek Hizmetler

Gonzales ve Brenzel (2001) sağlık turizmi hizmetlerini üç grupta incelemiş ve tablo 3’de birleştirmiştir;

* Sağlığı Geliştirmeye Yönelik Hizmetler (Kaplıca, bitkisel tedavi, masaj vb.)

* Tedaviye Yönelik Hizmetler (Estetik ameliyat, kalp ameliyatı, göz ameliyatı,

kanser tedavisi vb.)

*Rehabilitasyon Hizmetleri (Diyaliz, bağımlılık programı, yaşlı bakım programı gibi) (Gonzales ve Brenzel, 2001).

 

Ülkemizde tedavi ve operasyon ücretleri batı ülkelerine göre oldukça uygun düzeylerdedir. Örneğin, ABD’de tüp bebek tedavisi 15-16bin USD’ye, Türkiye’de 2.600 USD’ye yapılmaktadır. Lasik operasyonlar (laserle miyop,hipermetrop, astigmat vb. gibi ameliyatlar) Avrupa ülkelerinde 4.000 ile 8.000 Euro arasında değişirken, Türkiye’de 600 Euro bedellerle bu operasyonlar gerçekleştirilmektedir. Açık kalp ameliyatı Avrupa ülkelerinde 25.000 Euro iken, Türkiye’de A sınıf hastanelerde 10.000 USD’ye yapılmaktadır (Akt. İçöz, 2009).

Neden Gelişemiyoruz?

Avantajlı olmamıza rağmen neden gelişme gösteremiyoruz. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • İlgili kişi ve kurumların bilgi, organizasyon, kadro, bütçe yetmezliği,
  • Jeotermal tesis ruhsatlarının devlet tekelinde olması,
  • Yatırımcılara yönelik teşviklerin yetersizliği,
  • Mevzuat ve yetki karmaşası,
  • Eğitim, uzman personel ve yardımcı eleman yetersizliği,
  • Mevcut tesislerde standartlaşmanın yavaş oluşu,
  • Tedavi yönetmeliklerinin, sigorta sistemlerinin güncellenmemesi,
  • Termomineral suların aşırı tüketim ve çevre kirliliği,
  • Sivil toplum kuruluşları ile yetkili kuruluşlar, üniversite, özel sektör arasında
  • işbirliği, bilgi, uygulama ve iletişimin yeterli olmaması,
  • Yan ürünlerin sağlık ve ekonomik olarak değerlendirilememesi,
  • Tanıtım ve pazarlamada gerekli ilginin gösterilmemesidir (Tengilimoğlu,2005)

Treni Kaçırmayalım

Sağlık turizminin, dünyada hızla gelişen küreselleşme sürecinin sonuçlarından biri olduğu söylenebilir. Artık insanlar, sağlık sorunlarını çözerken, yalnızca kendi ülkelerindeki hekimleri ya da fiyatları değil; en iyi çözüm/en iyi fiyat yollarını düşünerek hareket ediyorlar. Beklentiler A+ plus otelcilik zihniyetinde hizmet veren hastaneler. Ülkemizde bu seviye yakalandı, özel de bu seviyelere geldik. Şimdi destek vakti…

Sanayi de üretemeyen, katma değer sağlayamayan ve vergilerle ayakta kalmaya çalışan ülkemiz için sağlık turizmi farklı bir boyut olabilir. Milli gelir girdilerinde büyük bir dilimi buradan sağlayabiliriz. Bu noktada devletin teşvik vermesi, bu tür organizasyonları desteklemesi gerekmektedir.

Hülasa Olarak

Türkiye’nin sağlık turizminde artıları oldukça fazla. Bunlar; yer aldığı coğrafya, sağlık sektöründeki hızlı gelişme, teknolojik araç gereç, sağlık kuruluşlarının sayısının artması, kaliteli sağlık hizmeti, sağlanan iyi sonuçlar, sıcakkanlılık, misafirperverlik ve farklı kültürlere hoş görülü yaklaşımlardır. Ayrıca, Avrupa ülkelerinde çok uzun bekleme süreleri ve sağlık hizmeti fiyatlarının yüksek olması gibi nedenler de, Türkiye’ye bu sektörde puan kazandırıyor.

Genel olarak değerlendirildiğinde Avrupa ülkeleri özellikle Türkiye’yi tehdit kabul etmektedirler. Neden olarak da, yaşlı nüfus artışı, pahalılık ve tedavi süresi sayılabilir. Ülkemizde ise bu olumsuzluklar olumlu yönde cevaplanmaktadır. Bu açıdan belirtilen ülkelerin turist potansiyeli düşüş göstermektedir. Türkiye kazandığı bu avantajı olumlu yönde kullanmalı ve ona göre stratejik çalışmalarını yürütmelidir. Böylece Türkiye uluslararası sağlık turizmi faaliyetlerinde güçlü alternatiflerden biri haline gelerek güçlü bir markaya dönüşebilir.

Yatırım olarak Milli Piyango Bileti mi, Bitcoin mi?

İsveçli bir işçi 2009 yılında internette sörf yaparken formlarda bir meseleye tesadüf ediyor ve neticesinde denemek için 27 dolar değerinde Bitcoin satın alıyor. Tabi aradan yıllar geçiyor bu İsveçli abimiz Bitcoin aldığını unutuyor. Hani kışlık montumuzun cebinde para unuturuz da gelecek kış bulunca seviniriz ya. Bu abimizin hikayesi de aynen öyle. 2013 yılına geldiğimizde ankara şivesiyle diyor ki, “lan biz bir ara bitcoin aldıydık, ne oldu la acaba bu nane” ve öğreniyor ki, zamanında 27 dolar verip aldığı bitcoin’lerin değeri olmuş, 886.000 dolar.

Çaykur Çayla’da oturmuş, fokur fokur kaynayan demliği önüme almış, tap taze demlenmiş bergamotlu çayımdan yudumlarken; yan masada anlatılan yukarıdaki hikayeye kulak misafiri oluyorum. O zamana kadar benim de kulaktan dolma bilgilerle malumat sahibi olduğum bitcoin meselesi için ilk farkındalığım ilk olarak o masa da başlamıştı.

O günden sonra yurt dışındaki makaleleri inceledim, ekonomist arkadaşlarımla değerlendirmeler yaptım ve kripto para uzmanlarının açıklamalarını takip ettim. Formlarda, sosyal medyada ülkeyi yıkıp baştan kuran tayfa, her zamanki gibi klavye delikanlılığı yapıyordu. ‘Balon bu yakında patlar’, ‘beyler bu iş network marketing’, ‘Balon bu sistem birileri zengin olacak’, ‘Aldığınız Bitcoin’ler değersizleşecek ve zarar edeceksiniz’ vesair diye uzayıp giden kocaman bir liste. Konuyu incelemiş daha sonra da üzerine çok fazla düşünmemiş ve gündemimden silmiştim. Ta ki geçtiğimiz haftalara kadar. Bitcoin meselesi ülke gündemini işgal eder hale gelince benim de tekrar gündem maddem oldu.

Benim Bitcoin’den uzak durdugum süre içerisinde “Bitcoin Millonaire” diye bir kavram dahi icad olunmuş ve bir çok kişi milyoner olmuş. Ve bunlardan daha fazlası, çok daha fazla insan da ufak çapta yolunu bulmuş.

Kardeşim Oğuzhan’la hasbihal ederken meseleye çok farklı noktadan baktı ve şöyle dedi. ‘Abi meşhur bir söylem vardır ya, deriz hani babamıza zamanında İstanbul’un şurasından bir arazi alaydın 7 kuşak akrabamıza yeterdi diye. İleride çocuklarımız da bize kızacaklar, baba neden zamanında uygunken 1 Bitcoin alamadın diye.’

1 dolar olarak başlamış, 30 dolarlarda gezinmiş, 240 dolar olmuş bir Bitcoin şuan için yaklaşık 60.000 Türk lirası değerinde.

Her konu için benim tezim şu. ‘Bilgi sahibi olmadığın meselede fikir sahibi olamazsın’. Bitcoin hakkında fikirlerimi soranlar oluyor ben de edindiğim bilgileri kapsül haline getirip bloğumda paylaşmak istedim. Fakat şunu özellikle belirtmek istiyorum. Bu yazıda bütün bu konuşacaklarımız bir yatırım tavsiyesi olarak algılanmamalı. Konunun temelini ve hayatımıza olan yansımalarından bahsedeceğim.

Bitcoin Nedir ?

Bitcoin Kripto Para ve ödeme sistemidir. 2008 yılında 9 sayfalık bir PDF’yle dünyaya duyuruldu. Bunu yazanın kim olduğu tam olarak bilinmiyor. Makalede yazan isim Satoshi Nakamato. Hakkında pek çok spekülasyon mevcut fakat tam olarak kim olduğu bilinmiyor. Bu kişinin geçtiğimiz günlerde ülkemize gelen ve yerli araba için anlaşmalar yapan Elon Musk olabileceğini söyleyenler bile var. Biz bu gizemli kişinin kim olduğundan ziyade yazdıklarına bakalım.

Duyurusu Yapılan 9 Sayfalık Bitcoin Makalesinde Ne Yazılıydı?

Bu 9 sayfalık PDF insanlığın en büyük icadı olan ve Lidyalıların bulduğu parayı tekrar tanımlıyor. Lidyalı demişken lisedeki hocamız parayı “devlet garantili değişim aracı” olarak tarif etmişti. Çok basit ve anlaşılır bir açıklama. Bu yayınlanan makalede paranın tanımı tekrar yapılmış.

Yayınlanan dosyanın başlığı şuydu “Bitcoin: Kişiden Kişiye Elektronik Para Sistemi” Bu başlıkta dikkat çeken ifadeyse ‘Peer-to-Peer’ bu ifadesiydi. P2P merkezi olmayan, dağıtık bir ağ yapısı demek. Kısaca merkezsizleşmiş bir yapı. Bitcoin, para gibi bir araçta aracıları ortadan kaldırıp parayı merkezsizleştirmeyi hedeflemişti. Peki kim bu ortadan kaldırılmak istenilen aracılar.? ‘Finansal yapıdaki organizasyonlar, bankalar, en başta da ülkelerin merkez bankaları’. Bitcoin dünyasında böyle bir merkezi yapı yok. Onun yerine açık kaynak kodlu bir yazılım var. Bitcoin devletlerle hiçbir ilişkisi olmayıp regüle edilemediğinden aynı anda hem neoliberallerin hem de anarşistlerin nihai rüyası olabilen sanal para birimi.

Sınırsız Bitcoin Üretebilir Miyiz ?

Altın neden değerlidir.? Dünyada az bulunan bir maden olduğu için değerlidir. Yoksa altın özünde tamamen bir taş parçasından ibarettir. Yenilmez ve içilmez, ne değeri olabilir ki? Onun az olması değerli olmasına sebep oluyor. Altın az diyoruz fakat ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Halen toprak altından çıkartılmaya devam ediyor. Ne kadar çıkacağı konusunda da kimsenin bir fikri yok yalnızca tahminleri var. Aslına bakılırsa para da öyle sürekli basılmaya devam ediyor. Bitcoin madenciliğinde para ve altından farklı bir sistem var. Ne kadar bitcoin üretileceği çok net. Toplamda 21 milyon Bitcoin üretilecek. 21 milyonuncu Bitcoin’in 2140 yılında üretilmesi planlanıyor.

Bitcoin İyi Bir Yatırım Aracı Mı?

Yılbaşı yaklaşıyor ve Milli Piyango gişeleri önünde uzun kuyruklar oluşmuş durumda. Konuyu açıklamak için buradan misal vereceğim. Amerikalı bir türev analisti, 10 lira ile 10 milyon kazanma şansı sunan milli piyangonun, eğer bir finansal varlık olsaydı, ne kadar iyi bir yatırım aracı olur sorusuna yanıt aramak için yola koyulmuş. Ve şu cevaba ulaşmış Milli piyango “hisse senedi piyasasından 3 kat daha fazla kazandıran bitcoin’den tam 100 kat daha fazla kazandırıyor!

Ancak o kuyrukta bekleyen çok az bir insan, milli piyangoyu bir yatırım aracı olarak görüyor, ve birikimlerinin belki çok azını milli piyangoya harcıyor. Çünkü insanoğlu olarak büyük bir çoğunluğumuzun DNA’sında riskten kaçınma, sahip olduğunu kaybetmeme içgüdüsü işlenmiş. Milli piyangonun da yatırım aracı olarak görülmemesinin sebebi, diğer finansal varlıkların aksine normal dağılımı takip etmemesi. Yani bazı kişilere çıkıp bir kısım insanı milyoner etmesi. Bitcoin’de çok büyük getiri veya kayıp yaşanan günlerin sayısı, az getiri/kayıp yaşanan günlere oranla çok daha az olması gerekirken, net olarak böyle bir fark yok. Diğer bir deyişle Bitcoin’de çok kazanabilir veya çok kaybedebilirsiniz, bu ihtimal yatırımınızın sabit kalmasından çok daha yüksek duruyor. Bu yönüyle Bitcoin tıpkı bir milli piyango biletini andırıyor.

 

 

Dokunmayın UBER ’e Suçsuzdur

Anadolu’da amiyane bir tabir vardır. “Eşekten düşenin halini, eşekten düşen anlar” diye. Bu deyim yaşanılan sıkıntıyı bilen, bunu deneyimlemiş kişilerin aynı durumla karşılaştıklarında verdikleri tepkiler için söylenmiştir.

Taşımacılık sektöründe yıllardır hizmet veren bir girişimci olarak yaşanılanları bu deyim çercevesinde değerlendiriyorum. Plaka Tahditi için hakkımızı, hukukumuzu ararken bazı taksi plakası sahipleri ‘o kadar kazanç elde ediyorsunuz, hala hak peşine düşmüşsünüz’ diye çıkışta bulunmuşlar ve olayı sabote boyutuna getirmişlerdi. Bu durumda derdimizle dertlenmeyen, korsan servis taşımacılığı ve sabıkalı sürücüden bir çok noktaya düzenlemeye ihtiyacı olan servis taşımacılığında anlayış göstermeyen taksici kardeşlerimizin UBER’le birlikte akıllarının başına geleceğini ve olayları daha kapsamlı idrak edeceklerini zannediyorum.

Gelelim UBER denilen bu sisteme. Sorularla Uber Sistemi.

Nedir Bu Uber?

Taksicileri cümbür cemaat ayağa kaldıran bu sistem ilk olarak Amerika Birleşik Devletlerinde kurulmuş uluslar arası bir ulaşım ağı. Dünya üzerinde 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteren bu sistem emek hırsızlığı ile suçlanıyor. Fakat kamuoyuna baktığımızda bırakın taksicilere destek verilmesini, herkes tek yürek olmuş UBER’i savunuyor.

Taksicilerdeki Sıkıntıların Ana Sebebi Nedir?

Taksi hizmetindeki kalite sorunun temelinde, plaka sahipleri ile şoförlerin aynı kişi olmaması yatıyor. Plaka sahibine günlük ödeme baskısı, şoförleri kuralları çiğnemeye zorluyor.

Yaşanılan Sıkıntılar Neler?

İstanbul’da 17 bin 395 sarı taksi, günde yaklaşık 870 bin sefer yapıyor ve toplamda 1.5 milyonu aşkın yolcu taşıyor. Tabi hal böyle olunca bu yoğunluk bir çok problemi de beraberinde getiriyor.

Kısa mesafe yolcu alınmaması, trafiği bahane edip yol uzatma, araçta sigara içme, araç kirliliği, trafiği görünce yolda indirme, kural ihlalleri, dolandırılma, taciz gibi bir çok problem söz konusu.

Bardağı taşıran hamle ise Atatürk Havalimanındaki patlamada yaşandı. O elim olayda bir çok yaralı olmasına rağmen taksicilerin olay yerindeki mağdurları fahiş fiyatlarla taşımak istemesi kamuoyunu çıldırttı.

Uber Sisteminin Güzellikleri Neler?

-Sürücülerin tamamının sabıka kaydının olmaması, -Ödenecek tutarın yolcu tarafından önceden hesaplanabilmesi -Temiz, sigara içilmeyen bakımlı araçlar, -Kredi Kartıyla ödeme seçeneği, -Para üstü sorunun ortadan kalkması, -Gidilen güzergahın haritadan yolculuk esnasında görüntülenebilmesi.

Getirdiği en önemli güzelliklerden biri de taksicilerin trafikte boş gezmek yerine daha verimli çalışma imkanı sunuyor. Bu uygulama ile araçlar kendilerine en yakın noktadaki yolcularla eşleşerek trafikte boşa geçirdiği zamanı minimize edebiliyorlar.

Milletin bu Uberle Ne Alıp Veremediği Var?

Taksi sayısının sınırlı olması, kendiliğinden ‘plaka kirası rantı’na sebep olmaktadır. Rant, diğer bir deyişle ‘emeksiz gelir’arz kısıtlamasından doğan fiyat artışıdır. Bu rantı ya belediyeler ya da mafyalaşmış örgütler sağlar. Sonsuza kadar akacak ‘plaka kirası’nda plaka rantlarını bölüşmek isteyenlerle, bu rantın mevcut sahipleri arasında çıkar çatışması yaşanmaktadır. Paylaşım ekonomisi oluşturuyorum diye ortaya çıkan Uber, esas karın plaka rantında olduğunu görmüştür. Bu yüzden belediyeler, ‘taksi sayısı yetersizse, yeni plaka vererek bunu biz arttırır, rantını da biz alırız’ diyerek Uber’e karşı çıkmaktadır.

Uber yasal mı ?

Uber Türkiye Genel Müdürü Neyran Bayraklı ‘Uber, Türkiye’de kurulu bir şirkete sahip ve Türk vergi sistemine kayıtlı bir kurum olarak hizmet veriyor ve vergisini ödüyor’ açıklamasında bulundu.

UBER sistemi FETÖCÜ’mü  ?

CNN’de takip ettiğim Cüneyt Öztürk’ün güzel bir deyişi var. “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olamazsınız” diye. Aslında bu söz eylemler yapan ve düşüncelerini belli bir sisteme dayandıramayan taksiciler için çok yerinde bir söz.

Olay hakkında fikir sahibi olmayanlar durumu o kadar tuhaf hale getirdiler ki. Uber’i FETÖ’cülükle bağdıştıracak kadar çığrından çıkardılar. İstanbul Taksi Sahipleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Fahrettin Can, eylem konuşmasında ‘okyanus ötesinden’ gelen UBER sistemini paralel olmakla itham edip “ Biz ülkemizde paralel polis, paralel savcı duymuştuk ama paralel taksicilik aklımıza gelmemişti. Bunlar tıpkı FETÖ örgütü gibi” bu açıklamayı okuyunca kendimi Zaytung haberleri okuyormuşum hissine kapıldım.